AHİLİĞİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

           Selçuklu ve Osmanlı Anadolu’suna özgü bir sentez olan Ahi Birliklerini etkileyen faktörleri iki başlık altında toplayabiliriz.


1. Tarihi-İdeolojik Faktörler:


2. Sosyo-Ekonomik Faktörler:


1.TARİHİ-İDEOLOJİK FAKTÖRLER

           FÜTÜVVET

Ahiliği etkileyen faktörlerin ilki ve en önemlisi fütüvvettir. Fütüvvet Arapça bir kavram olup,lügat karşılığı "mertlik, yiğitlik, gençlik, delikanlılık, soy temizliği, el açıklığı"dır.Fütüvvet,mürüvvet-merhametlilik-cömertlik gibi yüce insanlık vasıflarını kapsar,geniş ölçüde fıkıh ilminden beslenir.Fütüvvet,tarih içinde gelişerek uzun bir dönem boyunca geçerliliğini koruyan bir ideoloji haline gelmiştir.Fütüvvet dayandığı dünyevi değerler dolayısıyla,tarikatları etkileyen sağlam bir organizasyon biçimi geliştirmiş,kendine bağlı gruplar içindeki sosyal ilişkileri sağlam bir temele oturtmuştur.Fütüvvete bağlı birliklerin İslam dünyasının her yanında etkin rol oynamalarının nedeni budur.Fütüvvet birlikleri birer "cemaat"tır.Cemaat yapısı taşıyan böylesi birlikler;"daima tek ve açıkça tarif edilen muayyen bir gaye"ye bağlıdırlar.Şunu da belirtmek gerekir ki; Fütüvvet, Selçuklu ve Osmanlı dönemi Anadolu’sunda gördüğümüz Ahi Birliklerinin kendisi değil,onun ideolojik yapısını oluşturan ögelerden yalnızca biridir.

           BÂTINİLİK

Ahiliği etkileyen faktörlerin ikincisi ise Bâtınilik’tir. Bâtınilik, IX. Yüzyıldan bu yana İslam dünyasının hemen her yerinde görülen, yerleşik düzene baş kaldırmış bazı sosyal birliklerin ideolojisidir. Bu ideolojinin kökeni, bir yandan Sünni toplum düzenine karşı çıkan ve Fatımi halifeliğini kuran İsmaililerce öne sürülen Şii ideolojiye, bir yandan da İran’da, Mazdak tarafından ortaya atılan iştirakçı fikirlere dayanmaktadır. Anadolu’daki Batınilerin büyük bir kısmı, Selçuklularla kültürel ve ticari ilişkileri pek sıkı olan ve eskiden beri Batınilere sığınak olan Suriye’den gelmişlerdir. Alamut kalesinin alınarak burada bulunan Hasan Sabbah’a bağlı Batınilerin yok edilmesinden sonra, kurtulanların bir kısmı Anadolu’ya gelerek Tasavvuf perdesi altında ideolojilerini yaymaya çalışmışlardır. İşte bu yüzden Ahilik de Batınilikten büyük ölçüde etkilenmiştir.

           MELÂMİLİK

Tarikatler, çoğaldıkça ve yaygınlaştıkça İslam dünyası içinde devletten bağımsız birer güç olmaya başlıyorlar. Bu durumda devletin tarikatleri kendisine bağımlı kılma yolunda birtakım tedbirler alması gerekir. Kapalı tarikat yapıları içine girmek ve onları doğrudan bir otorite altına almak devlet için mümkün olmadığından tarikatler ekonomik yönden bağımlı kılınarak siyasi otoritenin denetimi altına girmiştir. İşte bu amaçla kurulan vakıflar tarikat-devlet ilişkilerini düzenlemeye başlamıştır. Bundan sonra tarikatlere tarlalar, hanlar, hamamlar vakfedilmiş ve tekkeler ; derviş hücreleri, semâhâneler, tevhid-hâneler, harem daireleri, misafir konaklamak için selamlıklar, yemekhaneler, şadırvan, mescid, türbe ve mezarlıklarla küçük birer saray haline gelmiştir. Burada yaşayan şeyh ve dervişlerin halk üzerinde etkisi azalmış; giyim kuşamlarıyla, kendine özgü yaşantılarıyla halktan uzaklaşarak siyasi otorite safında yer almışlardır. İşte Melamilik buna bir tepki olarak ilk defa Horasan bölgesinde çıkmış ve kişisel emeğin yüceltilmesi temeline dayanmıştır. Melâmete göre; tarikatin temel amacı olan Tanrı’ya yaklaşma vakıf gelirleriyle geçinerek halktan uzaklaşmakla değil; kendi emeği ile yaşamak ve varını yoğunu halka adamakla mümkün olabilir. Melâmiliğin, Ahi birlikleri açısından taşıdığı önem onun sosyal hayatın temel kuralı olan kişinin kendi emeği ile yaşaması gerektiğini savunması ve Horasan bölgesinde yayılmasıdır. Türklerin büyük bir çoğunluğu , İslamiyetle olduğu gibi Fütüvvet ve Melamet ile de ilk defa bu bölgede karşılaşmışlar ve yerleşik hayatı kitle halinde bu bölgede tanımışlardır.



           Şamanizm ve eski Türk gelenekleri


           Bir kapıdan Baba İlyas çıktı
         Erenler katında ulu kaçıktı
                 Ayak çıplak baş açık sine üryan
                  Yarı İslâm idi yarı Şaman 

          
Türklerin İslamiyet’ten önceki dinleri olan Şamanizm ve eski Türk gelenekleri Ahiliği etkileyen faktörlerdendir. Türklerin İslamiyet’i kabül etmesi yalnizca basit bir din değişmesi olmadığı gibi önemli bir medeniyet cephesinin çeşitli etkenlerindendir. İşte bu medeniyet değişiminden ötürü, eski göçebe aşiret yapısının gereklerinden doğmuş olan Şamanizm, Selçuklu ve Osmanlı dönemi Anadolusunda yerleşik hayata geçiş süresi boyunca yaşamaya devam etmiştir. Göçebe Türk ahlakı, genel olarak göçebe Türk örf ve adetlerinden kaynağını almakta ve ondaki değerlere dayanmaktadır. Türk örf ve adetlerinin temel vasıfları kuvvet, cesaret, konukseverlik ve cömertliktir. Bu vasıflar Anadolu’da Ahi Birlikleri tarafından yerleşik hayat diğerlerinin yanı sıra, uzun bir tarih dönemi boyunca yaşatılmaya çalışılmıştır.

 


2. SOSYO-EKONOMİK FAKTÖRLER

           BİZANS LONCALARI

Türklerin Anadolu'ya geldiklerinde yerleştikleri şehir ve kasabalarda pek çoğu yozlaşmış Bizans Kurumları vardı. Bizans loncalarının kalıntıları diyebileceğimiz bu kurumlar Anadolu'nun Türkleşmesi sürecinde Ahiliği etkileyen faktörlerden olmuştur. Ahi Birlikleri ile Bizans Loncaları arasındaki benzerlik ve farklara baktığımızda ; Bizans Loncaları ekonomik menfaat gözeten esnaf toplulukları iken Ahi Birlikleri daha önce belirtmiş olduğumuz gibi Fütüvvet, Melamilik gibi çeşitli ideolojilerin bir sentezidir. Lonca yapısı içindeki kurallar siyasi otorite tarafından konduğu halde Ahilikte geçerli kurallar yaygın ideolojik değerlerin kurallaşması sonucunda ortaya çıkmıştır. Ayrıca Bizans Loncalarının kast yapısı taşımasına ve kan grupları haline dönüşmesine karşılık Ahi Birlikleri , böylesi birlikler içinde genellikle karşılanan kastlaşma eğilimine karşı çıkmıştır. Bu kısa karşılaştırmadan da anlaşıldığı gibi Ahi Birlikleri Bizans Loncalarını bir uzantısı değildir. Fakat Bizans Loncaları -daha doğusu lonca kalıntıları- Türklerin yerleşik hayata hızla geçişlerine ve merkezi otoritenin güçlenmesine bağlı olarak Ahi Birliklerini etkilemiş ve bu birliklerin ideolojik birer birlik olmaktan çıkıp , yalnızca tüccar ve el sanatları grubunu içine alan ekonomik amaçlı birlikler haline dönüşmesini sağlamıştır.

YERLEŞİK HAYATIN ZORUNLULUKLARI

Ahi birliklerinin oluşumundaki sosyo-ekonomik öğelerin ikincisi, Türklerin Anadolu'da kitle halinde yerleşik hayata geçmelerinden doğan zorunluluklardır. Bilindiği gibi 1071 Malazgirt zaferinden sonra Anadolu hemen hemen tümüyle, çoğunluğu Oğuz boyundan olan Türklerin eline geçmiştir. İşte bu tarihten itibaren Selçuklu imparatorluğu, Orta Asya'dan ardı kesilmeden gelen yoğun Türk kütlelerini "iskân" politikasıyla yerleştirirken, merkezi devlet otoritesinin korunması amacıyla onların kuvvetli aşiret yapılarını parçalamış, bu yapıdan doğan etnik bağları ve dayanışmayı ortadan kaldırarak milli bir birlik kurmaya çalışmıştır. Türklerin Anadolu'ya bir daha kopmamak üzere yerleşmelerinin nedeni, Büyük Selçuklu İmparatorluğunun bu iskân politikasıdır. Göçebelik ve yerleşiklik arasında genel bir karşılaştırma yapacak olursak: Bilindiği gibi göçebelik önce gelen bir aşamadır ve sosyal ekonomik hayat, mülkiyet ve üretim, siyasi otorite, din ve âhlak yapıları bakımından yerleşik hayat tarzından çok farklıdır. Göçebelikte temel üretim hayvancılığa dayanır. Ulaşım, yiyecek, giyecek, barınma ve korunma gibi temel ihtiyaçlar çoğunlukla hayvan ve hayvan ürünleriyle karşılanmaktadır. Göçebelikte ticaret de gelişmemiştir. Bu toplumlarda siyasi otorite aşirettir. Sosyal dayanışma son derece kuvvetli olmasına karşılık dini müessese gelişip teşkilatlanmamıştır. Bunun sebebi dinlerde en önemli rolü olan unsurlardan biri olan mabedin gelişmemesidir. Göçebe toplumlardaki ahlak yapısı ; ferdin ferde ve ferdin topluma karşı görev ve sorumluluğunun ölçüsü adetlerle törelerdir. Yerleşik hayatta hayvancılığın yerini tarım almıştı.Şehirler büyüyerek ticaret, sanat ve kültür merkezleri haline gelirken ihtiyaçların artışı ve işbölümünün ortaya çıkması sonucunda tarım dışı üretim diyebileceğimiz el sanatları üretimi ortaya çıkar. Siyasi otorite sürekli ve merkezi olur. Bu gelişmelerle birlikte semavi dinler toplumun hayatında önemli rol oynamaya başlar. Kitle halinde yerleşik hayata geçen Türk toplumu için, yeni hayat tarzından doğan bir zorunluluk olarak eski ve yeni değerler çatışma ya da uzlaşmayla sonuçlanacak şekilde karşı karşıya gelmişlerdir. İşte bu karşılaşma esnasında Anadolu Türk toplumunda orijinal bir sentez olarak ortaya çıkan Ahi Birlikleri'nin sağlam bir uzlaşmayı sağladığını görmekteyiz. Böylece bu birliklerin tarih sahnesine çıkışı Anadolu Türk toplumunun yerleşik hayat geçişine bağlanmış oluyor.

      

 ANA SAYFA